İçeriğe geç

35 yaş orta yaş mıdır ?

35 Yaş: Orta Yaş Mıdır? Bir Anın İçinde Kaybolan Zaman

Kayseri’de bir sabah uyanıyorum. Rüzgar pencerenin camına vuruyor, dışarıda baharın serin havası var. Ama içimde, başka bir mevsim var; zamana karşı bir yarışı kaybetmiş gibi hissediyorum. Bu his, aslında uzun zamandır bende olan bir duygu. İnsanın içinde garip bir tını, bir ses oluyor; “35 yaş, orta yaş mıdır?” diye soruyor. Zihnim, kalbim ve hislerim arasında bir boşluk var. Kendimi 25 yaşında hissederken, 35 yaşındaki birinin dünyasına nasıl adım attığımı merak ediyorum. Ama biraz geriye gitmem gerek. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce bir anı düşündüm. Belki de, 35 yaşın tam anlamıyla ne olduğunu anlayacağım anı.

25 Yaşında, 35 Yaşındaki Birinin Gözlerinden Dünya

Birkaç hafta önce, Kayseri’nin merkezine yakın bir kafede eski bir arkadaşım Eda’yla karşılaştım. Eda, biraz önce bahsettiğim o “35 yaş” sorusunun belirdiği kişi oldu. Ben 25 yaşımdayım, o ise 35 yaşında. Çocukluğumuzdan beri birbirimizi tanıyoruz, ama zamanla hayat bizi farklı yönlere savurdu. Eda, yıllardır büyük bir şirkette çalışıyordu ve her zaman pratik bir bakış açısına sahipti. Beni görene kadar, hayatının nasıl gittiğini, ne yaptığını pek merak etmemiştim. Ama o gün, her şey farklıydı.

Eda masada otururken, yüzünde her zamanki gibi gülümseme vardı ama gözlerinde bambaşka bir şey vardı. Hayatının dörtte üçünü geçirmiş biri gibi. Hayatımda hiç bu kadar yorgun, ama bir o kadar da güçlü birini görmemiştim. Bir süre konuştuktan sonra, yıllar boyunca ne kadar değiştiğinden bahsetmeye başladı. Gözlerinin derinliklerinde bir yalnızlık vardı; sanki sadece 35 yaşında birinin anlayabileceği türden bir yalnızlık.

“Eda, 35 yaşında olmak gerçekten nasıl bir şey?” dedim, çünkü aslında bunu anlamak, kendi içimde cevaplamak istediğim bir soruydu.

Ona bu soruyu sormak bile bana garip geldi. Çünkü bir noktada 25 yaşındaki bir insan, 35 yaşını bir hedef olarak görüyordu. Yani, o yaşa gelene kadar her şeyin mükemmel olacağını, hayatın düzenli, sakin ve “tam” olacağına inanıyordum. Ama Eda’nın gözlerinde gördüklerim, bu algıyı çürütüyordu.

Eda derin bir nefes aldı, gülümsedi ama bu gülümseme, biraz buruktu. “35 yaş,” dedi, “bazen o kadar uzak bir yer gibi geliyor ki. O yaşa geldiğinde, genellikle biraz daha geri adım atıyorsun. Ama aynı zamanda hayatın güzelliklerine de daha çok değer veriyorsun. Öyle bir yaş ki, kimse sana ne yapman gerektiğini söyleyemez. Hangi yolda gideceğini, neyi gerçekten istediğini anlaman için kendi iç sesini dinlemelisin.”

Biraz dağınıktı, ama bir yandan da netti. Benim 25 yaşımda yaşadığım belirsizliğin tam tersine, Eda’nın söyledikleri bir şeyleri yerine koymaya başlamıştı. 35 yaş, ne bir gençlik heyecanıydı, ne de yaşlanmaya dair bir korku. 35 yaş, tıpkı ona baktığımda gördüğüm gözler gibi, hem ağır, hem hafif bir yüktü.

25 Yaşındaki Ben ve 35 Yaşındaki Eda

Kafede oturduğumuzda, aramızdaki farkı daha net fark etmeye başladım. Eda’nın giydiği kıyafetler, kullandığı kelimeler, en ufak detaylar… Bunlar, sadece fiziksel değişikliklerden ibaret değildi. 35 yaş, her şeyin dengede olduğu bir yaş değildi. Aslında tam tersi. Yalnızca 25 yaşındayken, o dengeyi, o mükemmel tabloyu istiyorsunuz. Ama 35 yaşına geldiğinizde, o mükemmel değilse de yaşanabilir bir hayatın farkına varıyorsunuz.

“Bazen,” dedi Eda, “günler geçiyor, yaşlandığımı hissediyorum. Ama sonra kendime bakıyorum ve ‘35 yaş mı? Ne yani, orta yaş mı?’ diye düşünüyorum. Bu soruya tam cevabım yok. Benim için orta yaş, bir tür etiket gibi. Herkesin farklı bir yaşta, farklı bir noktada olduğunu düşünüyorum.”

İçimden “Evet, ama 35 yaş gerçekten orta yaş mı?” diye sordum. Biraz da kafam karışmıştı. 25 yaşımda kendimi daha genç hissediyor, her şeyin başında olduğumu düşünüyordum. Ama 35 yaşındaki Eda’nın söylediği şeyler beni düşündürüyordu. Belki de 35, tam anlamıyla “orta yaş” değil; belki de hayatın zirveye yaklaştığı, ama zirveye varılmadan önceki o ara dönemi… Orta yaş, insanın yalnızca fiziksel değil, duygusal olarak da dengeyi aradığı bir dönem olabilir mi?

Geleceğe Bir Adım Daha Yaklaşmak

O gün Eda ile konuştuktan sonra, Kayseri sokaklarında yürürken kendimi bir anda 35 yaşında hissettim. Evet, doğru. Sanki o an, 25 yaşımın getirdiği neşeyi, heyecanı bırakıp, Eda gibi düşünmeye başladım. Yavaşça olgunlaşıyor gibiydim. Bu, bir tür kaybolmuşluk hissi değil, aksine bir farkındalık anıydı. Belki de bir insanın hayatında bu tür anlar var. Kendi iç sesini duymak için, zaman zaman geriye adım atman gerekiyor.

35 yaş, öylece gelip geçecek bir yaş değil. Belki de her yaş, geçişi ve dönüşümü simgeliyor. 25 yaşımda, 35 yaşındaki birinin gözlerinden dünyayı görmeye çalışırken, aslında bu yaşların hiçbirinin “orta” ya da “geçiş” olmadığını anladım. Hepsi birer hikayeden ibaret. Ve ben, bu hikayeyi yazmaya devam ediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz