Asalak Konuşma Ne Demek? (Ve Benim Bu Konudaki Komik Hikayem)
İzmir’in sıcak yaz akşamlarından birinde, arkadaşlarımla çimenlere yayılmışken birden bana bir soru geldi: “Asalak konuşma ne demek?” Bu soruyu öyle bir şekilde sordular ki, resmen “İçinde yaşadığım dünya sarsıldı!” dedim. Ne demek yani? Asalak? Konuşma? Sonra fark ettim, arkadaşlarımın bazılarının hangi terimleri ne kadar derinlemesine bildiğini anlamadığım için şaşkınlığım gittikçe artıyordu. Tabii, ben de buradan yola çıkarak bu terimi biraz daha araştırmaya karar verdim. Ama size şunu da belirteyim, “asalak konuşma” ile ilgili bulduklarım, çoğu zaman mizah ve biraz da içsel bir çatışma doğurdu. Çünkü biz, hepimizin içinde biraz asalak ruh var, değil mi?
Asalak Konuşma: Duyduğunda Hemen Bunu Hatırlarsın
Asalak kelimesi, Türkçede genelde olumsuz bir anlam taşır, ama bakın, ben size şunu söyleyeyim: Asalak konuşmanın içinde aslında eğlenceli bir şeyler var. Tamam, ben de ilk duyduğumda “Asalak mı? Ne alaka?” dedim. Ama sonra düşündüm, insan bazen konuşurken öyle bir şeyler anlatıyor ki, kesinlikle asalaklaşmış bir dilin izlerini taşıyor. Hadi bunu somutlaştırayım:
Geçenlerde arkadaşım, bir tartışma sırasında bana şöyle dedi: “Ya işte, sürekli gelip bana asalak konuşma diyorsun, ama gerçek şu ki sen de bazen öyle yapıyorsun!” Beni tamamen şok etti. “Ben mi? Asalak konuşuyor muyum? Haa! İyi tamam, ama çok komiksin!” diye karşılık verdim. Ama sonra dedim ki, “Acaba gerçekten mi asalak konuşuyorum?”
Şimdi, bir düşünün: Bazen bazılarımızın yaptığı konuşmalar, gerçekten de bir yerden alıp başka yere gitmiyor. Sadece kendi etrafında dönüp duruyor. Tam olarak asalak konuşma dediğimiz şey işte bu. Yani, sağa sola salınan kelimeler, ama bir yere gitmeyen cümleler. Neredeyse her sohbetin içinde bu tür asalak konuşmaların olduğunu görebiliyoruz. Hani bazen bir şey anlatmak için saatlerce konuşuruz, ama kimse ne söylediğimizi tam olarak anlayamaz. İşte o an, aslında biz de asalak konuşmaya başlamışızdır.
Asalak Konuşma mı, Yoksa Felsefi Derinlik Mi?
Bir sohbet başlar, bir yerde bir şeyler anlatılır, derken… ve sonra hiç beklemediğiniz bir şekilde bir cümle patlar: “Yani, hayat aslında bir çiçek gibi. Aslında dağları aşmak gerekiyor ama önce kendi iç dünyamızda denizler açılmalı.” Ben de bir an düşünüyorum: “Vay be, ne derin laflar ama!” Sonra anlıyorum ki, aslında derinlik falan yok. İnsan bazen derin derin düşünürken, kelimeler sadece havada asılı kalır. Sadece şekil olarak kulağa hoş gelir, ama somut bir anlam taşımaz. O an bir anda şunu düşündüm: “Hımm, bu kadar laf kalabalığı yaparak asalak bir konuşma yapıyor muyum?”
Yani, bazen gerçekten de bir şeyler söylemek için çırpınıyoruz ama hiç gitmiyor. İçi boş, ama çok yüksek sesle söylenen o cümleler, bence tam olarak asalak konuşma. Düşünsene, bazen ne kadar karmaşık bir konu üzerine konuşuyorsun, ama bir şekilde “hani, her şey bir arada” diye bitebiliyor. Aslında tam anlamıyla asalaklaşmış bir sohbet!
Asalak Konuşmaların Başka Bir Boyutu: İçsel Monologlar
Gerçekten, bazen konuşmaların asalaklaşmasını sadece dışarıda değil, kendi kafamızda da görebiliyoruz. Hani, düşüncelerin iç içe geçtiği, ama sonuçta hiçbir yere varmayan o içsel monologlar var ya… Benim kafamda öyle çok var ki! Ne zaman bir şeyi düşünsem, o düşünceler kendi aralarında yarışmaya başlıyor. Mesela şöyle:
“Bu yazıyı ne zaman yazsam acaba? Hımm, şunu mu yazsam? Ama belki o da olur. Yok yok, ya bu daha iyi. Ama sonra bir şey unuttum galiba. Neydi? Ah evet, asalak konuşma!”
Bakın, bu da bir asalak konuşma. Kafamda dönüp duran, sonuçsuz, ama çok sesli bir konuşma. Yani, “Asalak konuşma ne demek?” diye sormak, aslında bazen beynimizin içinde dönen o asıl soruyu anlamak demek. İnsan kendine soruyor: “Hangi düşünce beni şu an meşgul ediyor? Ama hiçbiri bir yere gitmiyor ki!”
Arkadaşlar Arasında Asalak Konuşmalar
Arkadaşlar arasında bazen o kadar çok asalak konuşma dönüyor ki, gerçekten buna alışmak bile zor olabiliyor. Özellikle geçen hafta gittiğimiz bir kafede, arkadaşımın bir şeye takıldığını fark ettim. Sürekli “Bu iş gerçekten yapılır mı ya?” diye soruyordu. Üçüncü kez aynı soruyu sorduğunda, gözümde beliren ifadeyi gördüm: “Evet, ama bu soruyu sorarak aslında aynı soruyu tekrar soruyorsun, arkadaşım.” Ne zaman bir şey hakkında aynı cümleyi duyarsam, gözlerim artık daha fazla şaşkınlıkla bakmaya başlıyor. Çünkü aslında, o kadar çok şey söyledik, ama sonuçta sadece “Evet, ama…” demiş olduk.
O an içimden bir şey geldi, dedim ki: “Hadi bakalım, biraz asalaklık dozunu arttıralım.” Ama sonra şunu düşündüm: Gerçekten de bazen kimse, diğerinin asalakça bir şekilde konuştuğunu fark etmiyor. Bazen bazılarımız sadece laf olsun diye laf söyleriz. Ama o aslında bir asalak konuşma değildir, sadece sohbetin yönünü kaybettik bir an.
Asalak Konuşma: Bir İroni ve Mizah
Bir de işin ironik tarafı var. Biz aslında hepimiz biraz asalak konuşuyoruz. Kimisi “Her şey yolunda” dediğinde, kimisi ise “Bu ülke ne olacak?” diye söylenir. Ama aslında bir yere varmaz, sadece bir noktada duygularımızı dışarıya vururuz. “Asalak konuşma ne demek?” sorusunun cevabını aslında kendimizde buluyoruz. Bir konu üzerinde durur, ama hiç bir şekilde o konuda ilerlemezsek, işte o zaman başlarız asalak konuşmaya. Ama eğlenceli olan kısmı şu ki, asalaklaşan konuşmalar çoğu zaman ne kadar samimi ve içten olursa o kadar komik hale gelir. Kendimle dalga geçerken bile, bir şekilde içtenlik eksik olmuyor.
Sonuçta, hepimiz birer asalak konuşma uzmanıyız aslında. O yüzden, aslında ne demek istediğimizi bulmak için bazen asıl cevabın ne olduğunu biraz beklememiz gerekiyor. Öyle değil mi?