İçeriğe geç

The Last of Us fedra kim ?

The Last of Us Fedra Kim?

İlk Yüzleşme: İzmir’deki “Fedra” Anlatısı

Düşünsenize, sabah kahvemi içerken önümdeki diziyi izliyorum. “The Last of Us” ilk bölümünde bir anda ortaya çıkan Fedra’yı görüyorum. Durum öyle bir hal alıyor ki, ekranın karşısında bir anda bir yol kesicisine dönüşüyorum. Şimdi, biraz da izlediğim şehir hayatını düşünerek yazdım bu yazıyı.

Fedra’nın, “zalimler, kötü insanlar” olarak tanımlanan bir yapıya sahip olduğu fikri, İzmir’in sabah trafiği kadar keskin ve acı verici bir izlenim bırakıyor. Tam olarak kim olduklarını anlatırken, insan “hadi ya” demekten kendini alıkoyamıyor. Tabii, asıl mesele burada olaya “kötüler” olarak mı bakacağımız yoksa bir tür toplumsal hayatta “gerekli” olmayı muhtemelen Fedra’nın görev edinmiş olmasıyla açıklayacağımızı sorgulamakta yatıyor.

Fedra’nın Tarihçesi: Zaten Kimse Sevmiyor

Fedra, “The Last of Us” evreninde, toplumun çok az bir kısmını yöneten, aslında varlıklarıyla halkı yönetmeye çalışan bir askeri diktatörlük yapısı. Kendisi genellikle “Ne oldu bu dünyanın sonu? Her şey niye mahvoldu?” sorularına cevap arayan bir grup insana liderlik ederken, zaman zaman “iyi” ya da “kötü” olarak tanımlanan aradaki noktadaki tavrıyla tartışmalara da neden olur.

Ne de olsa, insan evladı tecrübeyle sabittir: Zor durumlar, bazen en iyisinden bile daha kötü yöneticiler çıkarır. İzmir’in kahvehanelerinde günden güne “Fedra” olarak anılacak biri varsa, o da trafik cezası yazarak seni sokağından alıp götüren zabıtadır. Ama Fedra, aslında o zabıtaya göre bir kademe daha korkutucu. Toplumun belli bir kısmını “kurtarabilmek” adına, Fedra sırf bu “iyi niyetle” en temelden baskı uygular. Kendi halkını, elinden silahını ve masumiyetini alır. İşte, burada biraz daha “Acaba ben de mi Fedra gibiyim?” sorusu dönmeye başlıyor kafamızda.

İç Sesimle Fedra’ya Bakış: Biraz Eğlenceli, Biraz Gerçekçi

Gerçekten, arada sırada içimde şu ses yükseliyor: “Yok ya, bu kadar baskı neden? Fedra da neyin peşinde ki?!” Ama sonra bir de bakıyorum ki, kahvaltıyı hazırlarken mutfak ocağında fazla sıcaklaşan sütü dökerken kendimi tam da Fedra gibi hissediyorum. Sütü döktüm, dağınıklık, yanlış hareket… Bir de o kadar sakin olmaya çalışırken, içeriden gelen ses: “Görüyorum ya! Yapma artık! Biraz sabır lütfen!”

Böyle anlarda insan, “Fedra’yı belki de yanlış anlamışım” diyor ve bir bakıma özdeşleşiyor.

[İç ses]: “Bunu yapmazsan kıyamet gelir, anlayan var mı?”

Ben: “Ne kıyameti ya, sadece süt döküldü.”

İç ses: “Ama bu dağınıklık, bu karmaşa… ‘Fedra gibi değil miyim şimdi?’”

Evet, böyle. Bazen hayatı fazla ciddiye aldığımı düşündüğüm anlar oluyor. Hani, bir köşe yazısı yazar gibi değil de, Fedra gibi birinin varlığına tek bir adım atıp sonrası derinlikli bir analiz yapmaya başlıyorum. Sonuçta, hangi karışıma girersen gir, her zaman bir korku var: “Sistem ne kadar acımasız olabilir?” İşte bu noktada, Fedra, izlediğimiz diziyle paralel olarak bize yavaşça kendi karmaşasına odaklanmamızı sağlıyor.

Fedra’nın Yönetim Tarzı: Bir Sistem, Bir Kaos

Fedra aslında, bazen gerçekten doğru şeyler yapıyormuş gibi hissettirebilen ama büyük bir yıkıma yol açabilecek bir yapı. Hani, İzmir’deki trafik kavşağında trafiği düzenlemeye çalışan o zabıtalar gibi. Ama bir farkla: Onlar, çok defa daha beceriksiz ve günü kurtarma derdindeler. Fedra ise, amacını zaten halkını kontrol etmekle ve kendini “iyi” göstermeye çalışmakla güdülüyor.

Bir de şöyle bir nokta var: Bizim toplumda da var ya, bazen yöneticiler, liderler ya da hatta okuldaki öğretmenler, bazen – belki çoğu zaman – insanları “iyi” için değil, sadece “daha fazla kontrol” etmek için kısıtlıyor. Hani “Zaten ben burada devrim yapacağım!” diye başlayan cümleler vardır ya… Aynı şeyi bir şekilde bir zamanlar Fedra da düşündü.

Düşünsenize:

Fedra: “Herkesin kurtuluşu için sıkı düzen olmalı!”

Ben: “Aman ya, biraz daha rahat olsak, olur mu?”

Fedra’nın Psikolojisi: “Bunu Yapan Herkes Fedra Olmaz mı?”

Burada bir noktaya geliyoruz: Her Fedra her zaman kötü müdür? İnsan, bazen hayatını kurtarmak adına sert kurallar koymak zorunda kalabilir. Bunu bir yönetici olarak, bir lider olarak ve hatta bazen günlük hayatta kendi ruh sağlığını korumak için yapmak zorunda kalabilirsin.

Mesela geçen gün, tam evde oyun oynarken, bir şekilde “Ah, bu oyunda ne yapmalıyım?” sorusuna kafa yoruyordum. O an bir fark ettim ki, tam da bu noktada, kendi içimdeki “Fedra”yı fark ettim. Sert, net ve düzenli olmak! Yani, oyun dünyasında kazanan olmak için ne kadar acımasızsan, gerçek dünyada da belki benzer şeyleri istiyorsun. Ama orada da işler farklı gelişiyor.

Fedra, sistemin içine girebilmek için belli kurallar koymak zorunda. Her şeyin kontrollü olmasını istiyor. Bunu da, zaman zaman “kanunsuz bir dünyada” değil, daha ziyade hayatta kalma mücadelesinin merkezinde yapmak zorunda kalıyor. O yüzden, bazen “Ben de Fedra gibiyim” diyerek kendi içimdeki düzeni fark ediyorum.

Sonuç: Fedra Kim? Hadi Bunu Biraz Düşünelim

Fedra’yı kucaklamak ya da ona karşı olmak… Belki ikisi de fazla sert bir yaklaşım. Sonuçta, Fedra’nın varlık sebebi de, bir anlamda bize toplumda var olmanın ne kadar zor ve korkutucu olabileceğini gösteriyor. Yani, sadece bir karakter değil; aslında hayatta kalma mücadelesinde, zorluklara karşı yaşanacak sert geçişlerin anlamını da taşıyor.

Benim gibi, sürekli espri yapmaya çalışan birinin gözünden bakıldığında, hayatta her şeyin ne kadar eğlenceli olabileceğini görmek gerek. Ama Fedra gibi bir “sistem” varsa, o sistemin içinde senin de bazen kendi yolunu bulman gerekebilir.

Sonuç olarak, Fedra kim? O, belki de yalnızca kendi sistemini kurmuş ve sadece hayatta kalmaya çalışan bir karakterdir. Ama bazen insan, bu sistemi sorgularken, içindeki karmaşayı çözmek için bir adım atar, fedakarlık yapar ve bir adım daha atar. O zaman, belki de biz de Fedra’yız…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz